|
|
 |
 |
 |
|
|


Özetleyen Sözler

|
| |
|
| |
Başarma
ihtimaliniz başarabileceğinize inandığınız kadardır.
İnancınızı
şiddetlendirerek ruhunuzun derin noktalarına ilerlersiniz.
İman,
Yaratıcının sınırsızlığına ayna olmak için başvurabileceğimiz tek
kaynaktır.
Başarı
yolculuğunda bizim gücümüze değil,
bizimle olan güce dayanacağız.
Eğer
bir gün siz de unutulmaz bir eser üretirseniz, bunu içten bir inançla
yaptığınız duanıza borçlu olacaksınız.
Mantık
size engellerinizi, inançsa desteklerinizi gösterir.
Başaranlar,
önce inandılar, sonra yaptılar; başaramayanlar ise, önce yapıp sonra
inanmayı deniyorlar.
Ne
kadar eminseniz, sezgileriniz, tahminleriniz veya rasgele tercihleriniz o
kadar isabetli olacaktır.
İnanıp
direnirseniz, ıssız çölün sessiz kuyusuna da düşseniz, ilahi yardım size
gönderilecektir.
Şimdi değiştirdiğiniz bir inanç, sonsuza
dek geleceğinizi değiştirmek üzere ruhunuzla birleşmiştir.
Mutluluk,
insanın neler elde ettiğiyle ilgili değildir; insanın neler hissettiğiyle
ilgilidir.
Bir
çocuk çamurların arasında mutluyken, bir kral tahtında mutsuz olabilir.
Hayallerinize
saldıranlar, aslında kaderinizle savaşıyorlar.
Sınırsız Kudretin yapabilme gücünden
şüphelenen, kendine inanamaz.
Güneşle
ilişkisi kopan Ay karanlık; Yaratıcıyla bağı kopan insan yokluktur.
Hayatınız,
yapamayacağınıza inandıklarınızla hapsedilecektir. Hayali sınırlarınızı
aşamayacaksınız.
|
| |
|
| |
Niyetlerimizle
uyuşmayan isteklerimiz kabul edilmeyecektir.
Başarımızı,
“eylemlerimizin mükemmelliği” değil, “niyetlerimizin yüksekliği”
belirleyecektir.
Şayet
başarırlarsa, Kaderleri su için kuyu kazana su, altın için kuyu kazana altın
sunacaktır.
Yaptıklarımızın
değil, gerekçelerimizin sonuçlarını alacağız.
Niyetlerimizi
kontrol edemezsek, hayatımızı kontrol edemeyiz.
Gerekçelere
adanmayan her dakika, sokağa salınan gerekçeler tarafından çalınacaktır.
Ruhunuzla
dinlemezseniz, ruhsal evreni kuşan bilgiler beyninize akışmazlar.
Ruhunuz
edindiği tüm bilgileri gerekçelerinize çözüm bulmak için sorgular.
Engellerinize
gerekçeleriniz kadar meydan okuyacaksınız.
|
| |
|
|
|
Düşündüğümüzü başaramamamızın asıl
nedeni, düşüncelerimizin duygu üretememesidir.
Duygular bir defa istemenin
gücünü, bir milyon kez istemek kadar büyütebilir. Sesi çığlığa dönüştüren
duygudur.
Para dağıtıldıkça azalır; ama,
duygu dağıtıldıkça artar.
İsteklerinize yüklediğiniz
duygular ne kadar yoğunlaşırsa, onlara ulaşmak için harcamanız gereken emek, o
kadar azalacaktır.
Heyecan, sadece sürekli
yenilenmeyi ve farklılaşmayı başaran hayatı kuşatır.
Büyük isteklerin ilk karşılığı,
büyük heyecanlardır.
Beş bin ilgili ve duyarlı insan,
elli milyon ilgisiz ve duyarsız insanı istediği gibi sürükler.
İnsan bilmediğine muhtaç değildir;
muhtaç olmadığından heyecan duymaz ve heyecan duymadığına
talip olmaz.
|
|
|
|
|
|
Başarının sırrı, çaresizlik sınırının
ötesine geçebilecek kadar ısrar edebilmekte gizlidir.
Bir hayal sizi
bugün coşturuyorsa, yarın da coşturur; o zaman zihninizde sürekli dolaşmasına
izin verin.
Hayalde
kavuşmanın zevkini, kavuşma yolculuğunun çilesine tercih edenler, kavuşamazlar.
Herkes şimdi hızlanabilir; ama çok
azımız, süper hızlara u laşabilmek için yıllarca çalışmayı göze alıyoruz.
Kabuğunu genişletemeyen ağaç ya kurur,
ya da çatlar.
Kısa dinlenme
aralıkları dışında duraklamayın; duraklamak durmanın ilk biçimidir.
Mücadele devam
edebildiği sürece yenilgi yoktur.
|
|
|
|
|
|
Kanaatkar, Yaratıcının yönettiği evrende, Yaratıcının gücüne
dayanarak gezinir.
Hırslı insan, kendini güneş sanan
ateşböceğidir. Kanaat ise ateşböceği olan insanı güneşe dönüştürür.
Kanaat, çılgınca istemek ve çalışmak; ama, elde edilen her
sonuca razı olmaktır.
Hırsla ilerlediğimizde, ya stres enerjimizi tüketir; ya
acele yüzünden takılıp düşeriz; ya da dayanamayarak vazgeçeriz.
Kanaat bizi hedefe ulaştıran çabalara, hırs ise hedef
sonrasındaki monotonluğa odaklandırır.
Mutluluk, sonuçları sorun yapmamakta; çalışabiliyor olmayı
şükran vesilesi saymakta gizlidir.
Mevcut imkânlarından mutlu olmayanlar, cumhurbaşkanı da
olsalar mutsuzluğa mahkûmdurlar.
Hırstan kurtulmanın yolu, kendi
için istediğini aynı anda herkes için de istemektir.
Başkalarının kararlarıyla davranmaya devam edersek, kendi
kararlarımızı veremez hale geliriz.
Bugün diktiğiniz ağacın yarın meyve vermesi imkânsızdır.
Önemli olan,
başarıya ulaşmak değil, başarı yolunda bugün yeni bir şey yapmayı başarmış
olmaktır.
Yaşadığımız her olaydan kendimizi sorumlu tutarsak,
diğerlerinin hatalarıyla kendimizi cezalandırmış oluruz.
|
|
|
|
|
|
Bir toplumun gücünü
belirleyen, sahip olduğu nüfusun çokluğu değil, buluşturduğu ruhsal
ortaklıkların çokluğudur.
En güçlü ruhsal enerji,
imana dönüşmüş düşünce üzerinde yeşerir.
Haksız eleştirenler kadar
eleştirilen, haksız aşağılayanlar kadar aşağılanan kimse görmedim.
İdeolojilerin yıkıldığı gün,
arkalarındaki toplum desteğinin bittiği gündür.
İyilik, kaynağından sürekli
beslenen ışık gibidir; yansıdıkça şiddetlenir.
Kanla ve intikamla beslenen
ideolojilerin yıkıldığı gün, arkalarındaki toplum desteğinin bittiği gündür.
Lânetinizin ilk düşmanı siz
olacaksınız.
|
|
|
|
|
|
Nesneler ezeli okyanustan vücuda akan, kalıpları, kıvrımları
belirlenmiş birer nehir gibidir; akarlar ve öteki evrene dolarlar.
Yapabildiklerimiz,
yapmaya kalkıştığımızda, Yaratıcımızın yarattığıdır.
Olup bitenler, fark edilmeyecek kadar "şah damarımıza
yakın", “kendimiz olduğunu sanacağımız kadar varlığımıza nüfuz etmiş bir
kudret” tarafından yaratılır.
Yaratıcının kanunlarında zerre kadar rasgelelik,
hikmetsizlik veya gereksizlik yoktur.
Doğa yasalarına uymak, Yaratıcı İradeye dayanmaktır.
Yaratıcımız yapmak istediğimizi yaratır.
İsteklerimiz kitleselleştiği ölçüde diğerlerinin tercihleri
de dikkate alınmaktadır:
İrade alanı en dar
insan, en bilgisiz insandır.
Yaratıcı Kudret tüm geçmişleri geleceğinden ve gelecekleri
geçmişinden bilen ilmiyle, hayatımıza iki yönden de müdahale eder.
Meleklerin bildikleri, Yaratıcının onlara öğrettiğidir;
yaptıkları, O’nun emrettiğidir.
Yaratıcımızın kudretini, alnımızı okşayan rüzgar
esintisinde, gözlerimizle saklambaç oynayan ışık serpintisinde bulabiliriz.
|
|
 |