|
|
 |
 |
 |
|
 |
|
 
Bölümlerden
Alıntılar

|
|
| |
|
|
| |
İNANMA GÜCÜ
İman
yapma, şüphe yıkma gücüdür. İnanmadığınızı gerçekleştirmeye hazır değilsiniz ve
tüm kimliğiniz inanmadığınıza karşı, yıkılamaz bir direnç gösterir. Ruhsal
zekânın en önemli aracı imandır.
Başarabileceğinize ne kadar inanıyorsanız, başarma
ihtimaliniz o kadar fazladır.
Çünkü inancınız ne kadar güçlüyse, a)ruhunuza
o kadar güç verilecek; b)o kadar az emekle aynı işi yapabileceksiniz; c)
çevresel faktörler o kadar yardımınıza koşacak; c) kaderiniz o ölçüde
isteklerinize göre belirlenecektir.
|
|
| |
|
|
| |
GEREKÇE GÜCÜ
Ruhsal zekâ, “nasıl olacağına” değil, “niçin
olacağına” bakar. Geleceğimizde ne olacağıyla ilgilenir; onun nasıl olacağı ise
zihinsel ve duygusal zekamızın alanına girecektir.
“Neden isteklerim olmuyor, istemediklerime mahkum
muyum?” diye sormadan önce, “Bunu niçin istiyorum?” diye sormalıyız. Çünkü
hayatımıza girecek her olay, önce yaşama gerekçelerimiz açısından
ayıklanacaktır.
Niyetlerimizle uyuşmayan isteklerimiz kabul
edilmeyecektir. Kastımızla çelişen çabalarımızın sonucunu göremeyeceğiz.
Başarımızı, “eylemlerimizin mükemmelliği” değil, “niyetlerimizin yüksekliği”
belirleyecektir. Niyetlerimiz, yaşama gerekçelerimizdir. |
|
| |
|
|
|
|
Duygu gücümüzü tükettiğimizde, saatlerce uyuyan, oturan, okey oynamaktan başka
bir şey yapamayan insanların durumuna düşeriz. Seyredende merak ve heyecan
uyandırmayan hayat, onu yaşayanın kalbinde de donuk ve değersizdir. Duygusuz
insanlar çalışamazlar; dolaysıyla da mutlu olamazlar; yani
başaramazlar.
Madde
özünde duygudur. Madde olarak algıladığımız eşyaların özde ve kaynakta madde
olmadığını görmek şaşırtıcıdır. Hele keskin duyguların ve içtenliğin maddenin
yapısını ve işleyişini ezip geçtiğini öğrenmek daha da ilginçtir.Madde duyguysa,
duyguya hakim olan maddeyi de esareti altına alır. Duygu derinliği ruhsal gücün
en önemli enerji aracısıdır.
|
|
|
|
|
|
|
|
ISRAR GÜCÜ
Çekirdeğin meyve olmasını bekler
gibi ısrar edeceksiniz. Ruhsal Zekânın gerektirdiği ısrar, düşüncelerinizden ve
duygularınızdan başlar, eylemlerinize yansır. Düşünmekte ve inanmakta ısrar
edemeyen, davranmakta ısrar edemez. Israr yüz kiloyu kaldırma
gücünüzü bin kiloya yükseltmez. Israrın asıl etkisi eylemlerinize değil,
eylemlerinizin sonucunadır. Israr sayesinde on saat konuşmanın etkisini bin saat
konuşmuş gibi arttırabilirsiniz.
Diğer tüm değişkenleri sabit
sayarsak formül şudur: Başarı Düzeyi=Israr x Eylem. Eylem kapasitesi
sınırlı, ancak ısrar kapasitesi sınırsızdır. Ruhsal Zekâ açısından ısrar en
vazgeçilmez özelliktir. Israr başarının çarpanıdır; ısrarınız yoksa, diğer tüm
imkanlarınız sıfırlanmıştır. Evren tarihi boyunca, ısrarsız bir tane başarı
gösterilemez.
Aynı çalışmaları sürdürmekte
zorlanabilirsiniz; ama, aynı şeyleri düşünmekte ve hissetmekte ısrar
edebilirsiniz. Öncelikli ısrar, zihinsel ısrardır; ısrar içinizden
ayrılmadığı sürece, tüm tutum ve davranışlarınızı yönetmeye devam
eder.
Başarının gelişimi çoğu zaman
bilinçli çabalara bağlı olmaz. Çocuğun zihnine bir düşünce çekirdeği ekersiniz
ve yıllar onu besleyip büyütür. Zihninizde gelişenlerin bazıları böyle
şeylerdir; her nasılsa oraya çekirdekler ekildi ve yıllar onları yeşertti.
Zihninize bir düşüncenin ekilmesine izin verirsiniz; ona engel olmazsınız;
yıllar geçer, sizi zorla değiştirdiğini görürsünüz.
En büyük meyve, bir hayata
mal olan meyvedir. Domates yetişir, meyvesini verir ve ölür. Çoğu bitkiler
meyvelerinin yenildiğine şahit olamazlar bile. En büyük insanlar, insanlığı ne
kadar değiştirdiklerini Dünya gözüyle göremediler. |
|
|
|
|
|
|
|
KANAAT GÜCÜ
Dünyaya
yansıma biçimleri aynı, fakat iç anlamları arasında uçurumlar olan iki kelimeyle
tanışın: Hırs ve kanaat. Kanaat, çılgınca istemek ve çalışmak; ama, elde
edilen her sonuca razı olmaktır. Hırs da çılgınca istemek ve çalışmak; ama,
hiçbir sonuçtan razı olmamaktır. Bu şaşırtıcı farkı kavrayamamak yüzünden
kaybediyoruz. |
|
|
|
|
|
|
|
RUHSAL ETKİLEŞİM
GÜCÜ
Varlığın bir tarafı yaratan, diğer tarafı yaratılandır.
Yaratan ezeli; yaratılan, sonradandır. Yaratılanlar alemini yani evreni iki
boyutlu görüyoruz; her şey çift yaratıldığı gibi evren de çift yaratılmıştır:
Madde evren (mülk, eşya, galaksiler), Ruhsal evren (Melekut, ruhlar, melekler).
Ruhsal evren, maddesel evrenin altına,
derinlerine, içine veya arkasına yerleştirilmiştir. Maddesel evrene sıçrayan,
somut evrende gözlemlenebilir her şey, soyut formlarıyla ruhsal evrende
yaratılmıştır. Soyut evren, Güneşe bakan ayna gibi Yaratıcıya bakar; ayna
Güneşin özelliklerini nasıl yansıtırsa, ruhsal evren de yaratıcının
özelliklerini öyle yansıtır.
Ruhsal etkileşim
süreçlerini keşfeden, maddesel etkileşimin ne kadar yüzeyde ve basit olduğunu
kavrayacaktır. Asıl etkileyen güce sarılan, yüzeydeki güçlerden hiç etkilenmez.
Ruhuyla hareket eden, maddeye meydan okur. |
|
|
|
|
|
|
|
İLAHİ İRADE
GÜCÜ
Tüm
evren ilahi iradenin eseridir ve her şeyin son kararı ilahi iradeye dayanır.
Yaratıcı irade, her şeyden bağımsız ve her şeyin sahibi olduğu halde,
kararlarını ve tercihlerini rasgele ve “hikmetsiz şekilde” ortaya koymaz.
Eğer
ilahi iradenin nasıl takder ettiğini öğrenebilirsek, olay akışı içerisindeki
konumumuzu kontrol edebiliriz.Ruhsal Zeka, Yaratıcının hikmetlerini tanımamıza,
neyi niçin istediğini anlamamıza imkan verir. Bilmemiz gereken şudur:
Kimse Yaratıcıya rağmen başarılı olamaz; kimse onun izin vermediği, yaratmadığı eylemler
içerisinde yer alamaz. Şu halde, bizim Yaratıcı irade karşısındaki konumumuz
nedir? Nasıl oluyor da başarılı oluyoruz? Nasıl oluyor da bazılarına sıra dışı
destekler veriyor, bazılarının yollarına aşılmaz engeller koyuyor? Nasıl ve
neden? Bu sorulara cevap bulan ruhsal zeka, İlahi iradenin alanına girerek,
“niçin” yaptığını görecek, kendi üzerindeki hükümleri değiştirmek için de
“gerekçelerin” içerisinde kendine bir yer seçebilecektir.
|
|
|
 |