Muhammed Bozdağ
Muhammed Bozdağ, hayatı, eserleri, resimleri ve ilgileri...



Ruhsal Zeka,
Temel ruhsal etkileşim araçları.
Bestseller...

İlgili Konular

Basında Yorumlar


Okuyucu Yorumları


Bölümlerden Alıntılar



Özetleyen Sözler



Kitap Siparişi

 

 

Biliyorsunuz

 


Ruhsal Zeka

Basın Yorumları

     
 

Aksiyon Dergisi
Röportaj/ 20 Ocak 2001 Sayı: 320

Adem Figan

Ruhsal zekânın sırrı...

"En büyük acılar, en büyük mutlulukların habercisidir. Her onurlu hayat, varlığını doğum çığlıklarına borçludur. Aşkın acısı olmasaydı kavuşmanın coşkusu yaşanır mıydı? Bu yankılara bakarak, ruhlarımızın hâlâ canlı olduğunu, tarihe bir kez daha, şahlanan bir toplum olarak geçeceğimizi söyleyebiliriz"

'Düşün ve Başar' adlı kitabı ile başarılı bir çıkış yapan yazar Muhammed Bozdağ, ikinci kitabı 'Ruhsal Zeka' ile yine kendinden epeyce söz ettireceğe benziyor. İnternette 'ruhsalzeka.com'u yöneten ve radyo sohbetlerinde bu konuya büyük yer ayıran Bozdağ'a göre 'Hemen her alanda başarılı olmak için zihinsel ve duygusal zeka yeterli değil. Bir de belki onlardan da zaman zaman öne çıkan ruhsal zeka başarı için önemli bir faktör'.

Bozdağ'a 'ruhsal zeka'nın ne olduğunu sorduk;

—İkinci kitabınızın adı Ruhsal Zeka... Ne demek ruhsal zeka? Ruhsal zeka zihinsel ve duygusal zekayı nasıl tamamlıyor veya bunların neresinde duruyor?

Son iki asırdır zihinlerimiz hayatın maddesel yüzeyinde olup bitenleri analiz etmeye odaklandı. Zihinsel zeka (IQ) ile, nesneler arasındaki ilişkileri, ayrımları, benzerlikleri hızlı ve doğru kavramayı kastediyoruz. Daniel Goleman'ın 1990'lı yılların başlarında ileri sürdüğü duygusal zeka (EQ) ise, insanlar arası ilişkilerin duygu ve anlam boyutu üzerinde odaklanıyor.

Ruhsal zeka(SQ) kaderin sırrını çözmeye ve bu sır içinde kendimizi konumlandırmaya yönelik çok ciddi bir girişim. Bu kavramın kader anlayışımıza açıklamalar getirmeyi hedeflediğini söyleyebilirim.

Zihinsel ve duygusal zeka, bir hayat çizgisini, tesadüf kavramına başvurmaksızın, baştan sona açıklayamaz. Neden bir trafik kazası, deprem veya bir yangın tüm zekanıza ve çalışmanıza rağmen önünüzü kesiyor? Zekisiniz, belki dahisiniz ve yırtınırcasına çalışıyorsunuz? Ama bu alt yapı başarmanıza yetmeyebilir; nitekim binlerce örneği gözlerimizin önünde.

Oysa ruhsal zeka evrenin ruhsal boyutlarıyla nasıl temas kurabildiğimizi açıklıyor. Dahası hayatı diğer zekalarda olduğu gibi kesitler halinde değil, doğumdan sonsuzluğa uzanan bir bütün olarak anlamlandırma yeteneği kazandırıyor. Diğer iki zekaya göre iyi veya kötü olan, ruhsal zekanın kriterlerine göre tam tersi bir anlam taşıyabilir. Ruhsal boyutundan yakalanamayan her anlam eksik kalmaya mahkumdur.

— Ruhsal zekanın insanı sınırsız güce ulaştıracağını ifade ediyorsunuz. Bu insana olağanüstü bir nitelik vermek anlamına gelmiyor mu?

İncelik şurada: Gücü kendimizde veya kendimizden sanırsak, hayatımız bize bir karıncadan da güçsüz olduğumuzu ispat edecektir. İnsanı bir avuç et parçası sanıyoruz; insana sınırsız güç atfedenler, gücün bu et parçasının neresinde olduğunu açıklayamazlar. Doğrudur; insan bedeni basit bir mikroba yenik düşebilecek kadar çaresizdir. İnsanın kendi gücü sıfırdır bana göre. Sadece lokmayı çiğniyor; çiğneyen gerçekten kendisi mi?

Anne rahminde, tüm organlarıyla harika bir bedenin örgülenme sürecinden, değil annenin kudreti karışması, bilgisi bile yok. Böyle mucizelerin ardındaki sırrı göremeyecek kadar akıllarımızı öldürmüşüz.

Ama burada durmalıyız: Bedenimizin aksine, ruhumuz tüm evrene uzanabilecek kadar engin bir potansiyelle yaratılmıştır. Yeryüzünü değiştiren kudret, insan ruhunun ardındaki hazineden evrene akıyor. İnsan ruhunun dayandığı sınırsız güç, bazı zalim toplulukları yok etmek için gönderilen melekleri yönlendiren gücün aynısıdır. Yaratıcının, yaratıklar aracılığıyla kullanılmasına izin verdiği kendi gücünü kast ediyorum.

Biz, sıradan hayatımızda bu gücün yansımalarını, nazar örneklerinde, beddua, dua ve lanetlerin etkilerinde zaten yıllardır gözlemliyoruz. Ama bu güç görünmez ve madde dışı olduğu için, bu gücün ürettiği sonuçları tesadüf, şans gibi kavramlara yüklüyoruz. Oysa hayatta zerre kadar tesadüf yoktur.

Ruh, ardındaki sınırsız okyanusa açılan bir çeşmedir. İnsan, bu çeşmenin musluğunu, başarabileceği kadar açabilmekte hür bırakılmıştır. Bu yönüyle, ruhumuzun kaynağıyla bağımızı kurabilirsek, evrenin sahibinin gücü sayesinde evrene meydan okuyabiliriz. Nitekim İslam Peygamberi (s.a.s), "Eğer Allah'ı hakkıyla tanısaydınız, duanızla dağlar yerinden oynardı" demiştir. Dahası Peygamberin tabiat kanunlarına meydan okumasına izin verilmiş, Ay ortadan ikiye bölünmüş, on parmağından on çeşme su akmıştır. Bu olağanüstü kapı, aynı kimlikten yaratılan tüm insanlara potansiyel olarak açıktır ve herkes az veya çok bu kapıdan besleniyor zaten.

Biz de, bu kapıdan nasıl beslenebileceğimizi anlatıyoruz. Bizim sınırlı gücümüze değil, bizimle olan sınırsız güce dayanmanın yollarını öneriyoruz.

—Israr ile başarma arasında doğrudan bir ilinti kuruyorsunuz. Bunu biraz açmak mümkün mü?

Israr gücünün zihinsel veya duygusal zekayla değil, ruhsal zekayla ilgisi var. Karşınıza bir duvar çıksa da hâlâ ve ısrarla üzerine yürüyorsunuz. Aşıp aşamamanız hiç önemli değil, çünkü aşmak sizin göreviniz değil. Israr sabrın bir diğer adıdır; ruhun madde ötesinden devşirdiği enerjinin hacmini artıran tek yöntemdir. Teslim oluyorsunuz ve ilerliyorsunuz. Israr başarının logaritmik hızlanmasının, size sunulacak ruhsal desteklerin katlanmasının tek yoludur. Tüm evren ve evrenin her bir nesnesi, son ana kadar ara vermeden, görevlerini yapmaya devam ederler. Doğal ortamında serbest bırakılan yaratıklar arasında, birkaç teşebbüsten sonra vazgeçen tek yaratık insandır. Bir karıncanın yolunu tuttum; geçebilmek için bir saat uğraştı; ben engellemekten bıktım, ama o mücadeleden bıkmadı.

—Yani ısrar başarının en evrensel kuralı mı demek istiyorsunuz?

Evet, onlardan biri, belki de en önemlisi. Tahmin ettiği sonuç ne olursa olsun, sonuna kadar ısrar etmeyen hiç kimse, başaramamıştır. Sonucu dert etmeyin. Sınavı siz kazanmayacaksınız. Hak ettiğinizde size kazandırılacak. Size düşen sadece sınavı kazanmayı hak etmek için elinizden geldiğince çalışmak ve sonra da kaderin sahibinin yaratacağı sonuçla yüzleşmektir.

Yaratıcı dünyada hikmeti hakim kılmıştır. Yarın olacaklar, olmadan belki yıllar önce yola çıkarılmıştı ruhsal evrenden. Bu yıl yiyeceklerimizin hesaplanarak yaratılması süreci, geçen yıl başlamadı mı? Hatta daha doğrusu, ne kadar meyve yetişmesi gerektiği o ağaçların dikildiği yıllar öncesinden belirlenmedi mi? Yıllar öncesinden yola çıkanlar, yıllar sonra inanılmaz bir denge kuruyorlarsa, anlam açık: Çünkü yıllar sonrasının dengesi yıllar öncesinden hesaplanmıştı. Bu yönüyle ısrar yıllar sonrasının yıllar öncesinden belirlenmesi sürecinde, insan iradesine çok büyük fırsatlar sunuyor.

—Bu sizin bu alanda yazdığınız ikinci kitap. Şimdiye kadar ne tür tepkiler aldınız?

Bir yıl içinde yüzlerce mektup ve binlerce e—mail aldım. Günümün en az bir saati elektronik mektuplara cevapla geçiyor. Şimdilik iletişimlerimiz, Ankara'daki seminerlerimize, radyo konuşmalarımıza, Düşün ve Başar kitabımızın eksenine dayanıyor. Ruhsal Zeka piyasaya yeni çıktı. Tepkiler yeni ulaşmaya başlıyor. Önemli bir tartışmaya girileceğini hissediyorum. Bu bağlamda, geniş coğrafyada çok renkli bir kitlenin coşkusuyla karşılaştım. Ortaokul, lise, üniversite öğrencilerinden, vatani görevlerindeki askerlere; memur, öğretmen ve akademisyenlere kadar, geniş bir kitlenin ciddi yankılar göstermesi bizim için de çok umulmadık oldu.

Bir okuyucu, "kitabınız sayesinde cesaretimi toplayıp kendi şirketimi kurdum ve şimdi işimin patronuyum" diyor. Bir diğeri, daha önce imkansız sandığını başardığını yazmış. Kitabı okuyunca, planını yapmış, harekete geçmiş ve ilk defa bir ihracat gerçekleştirmiş. Pek çok genç, üniversite sınavını kaybedince, mücadeleden vazgeçtiklerini, çöktüklerini, ama kitabı okuyunca asla geri dönmemecesine her şeye sıfırdan başladıklarını yazdılar.

Bir diğer anne gözyaşlarıyla sevincini anlatıyor: Depremden sonra oğlu büyük ıstırapların içerisine girmiş, yaşama isteğini yitirmiş. Kitabı okuyunca, devrim gibi bir değişim yaşıyorlar, bir günde.

Pek çok okuyucudan, kitabı 20—30 adet alıp elemanlarına dağıttıkları veya öğrencilere hediye ettikleri yönünde bilgiler aldım. Çok abartılı gelebilecek bazı rakamları vermek istemiyorum. Kitabı tüm aile bireyleri elden ele dolaştırdığı için sıranın bir türlü kendine gelmediğini, tekrar satın almak zorunda kaldıklarını söyleyenler var. 4 defa, 6 defa okuduklarını yazanlar var. Bir kitap nasıl dördüncü defa okunur?

—Bu yankıları nasıl yorumluyorsunuz?

Demek ki ruhlarımız bunalmış. Özümüze dönmek, tarihe bir kez daha, ne kadar güçlü ve özverili bir toplum olduğumuzu ispat etmek istiyoruz. Düşünme biçimimizi yeniden yapılandırmak ve artık coşku durumuna geçmek zorundayız. Sevgiyi evrenselleştirebilmeli, kendimizi yeniden yapılandırarak kenetlenmeyi başarabilmeliyiz.

En büyük acılar, en büyük mutlulukların habercisidir. Her onurlu hayat, varlığını doğum çığlıklarına borçludur. Aşkın acısı olmasaydı kavuşmanın coşkusu yaşanır mıydı? Bu yankılara bakarak, ruhlarımızın hâlâ canlı olduğunu, tarihe bir kez daha, şahlanan bir toplum olarak geçeceğimizi söyleyebiliriz. Hayır, karamsarlıklar kesinlikle bizi batıramayacak.

 
     
 

Yeni Şafak
01 Aralık 2001

Ruhsal zekanızı keşfedin
İnsanların, zihinsel zeka (IQ) ve duygusal zekanın (EQ) ardından "ruhsal zeka"sının da bulunduğu belirlendi.

İnsanların, zihinsel zeka (IQ) ve duygusal zekanın (EQ) ardından "ruhsal zeka"sının da bulunduğu belirlendi. Ruhsal zekanın, insanların başarısında zihinsel ve duygusal zekadan daha önemli bir yeri olduğu ifade edildi.

Ruhsal zeka kavramını Türkiye'de ilk defa ortaya atan Muhammed Bozdağ, hayatın hiç bir tesadüfün ve rastlantının olmayacağını, hayatın her kesintinde yaşanan en küçük olayların bile bir gerekçesinin olduğunu belirtiyor ve "O zaman bu gerekçeleri keşfedebilecek kadar hayatın arkasına, ruhsallığın derinliğine girmemiz gerekiyor. Ruhsal zeka, tam olarak bu süreçtir; köklü bilinç değişimidir; insanın öz doğasına dönüşüdür; küçük bedininin arkasında gizlenen büyük bedeniyle tanışması sürecinin ilk adımıdır" diyor.

İnsanların hayatında ruhsal zekanın çok önemli bir yeri olduğunu belirten Muhammed Bozdağ'ın, "Ruhsal Zeka" adlı kişisel gelişim kitabı kısa sürede 6. baskısını yaptı. "Hızlı ve etkin öğrenme, güzel ve etkili konuşma, başarı teknikleri, stres çözümleme ve zaman yönetimi" konularında seminerler de veren Bozdağ, daha önce de "Düşün ve Başar: Yenilgiye Mahkum Değilsizin" adlı bir kitap daha yayınlamıştı. Okuyucular tarafından çok büyük ilgi gören kitapta Bozdağ, zihinsel zeka seviyesi çok yüksek olmasına rağmen birçok insanın başarısız olduğuna dikkat çekiyor. Başarı için zihinsel zekanın, duygusal zekanın ve çok çalışmanın ötesinde bazı güçlerin olması gerektiğini ifade eden Bozdağ, bu gücü de ruhsal zeka ile açıklıyor. "Ruhsal zekanız, ruhunuzun derinliklerinden sizi yöneten evrenin yaratıcısıyla buluşmanızı, sizin sınırlı gücünüze değil,sizinle olan sınırsız güce dayanmanızı sağlar" diyen Bozdağ, ruhsal zekanın varlığını bundan 15 yıl önce fark ettiğini, geçen sürede yaptığı çalışmalarla insanların ruhsal zekalarını kullanabileceğini ve başarılar elde edebileceğini anlatıyor.

Hayatı yönlendiren gizli el

Kitabın önsözünde okuyuculara "Ruhsal zeka, başınıza gelen olayların perde ardındaki nedenleri keşfetmenizi ve kendinizi hızla değiştirmenizi sağlayacak sıra dışı yöntemler sunuyor" diye hitapeden Bozdağ, "Yaşadığım olayları sorguladım, başıma gelenleri suhsal boyut açısından analiz ettim, sonra test ettim. Bazı inceliklerin farkına vardığımda, kaderimin akışının da değiştiğini ve gizli bir elin, arzuladığım zaman, bana yol gösterdiğini gördüm. 'tesadüf' sandığım olayların son derece bilinçli şekilde planlandığını fark ettim. Aslında geleceğimiz dışımızdan değil, içimizden yönlendiriliyormuş" ifadelerini kullanıyor kitabında.

 
     

 

Yeni Şafak
10 Ocak 2002
Bunlar öteki 'best-seller'lar

2001'de sadece tarihi fonda harem maceralarının anlatıldığı bestseller'lar çok satmadı. Felsefeden sosyolojiye, tarihten psikolojiye, politikadan hikaye kitaplarına kadar geniş bir düzlemde yer alan kitaplar farklı bir listeyle ulaştı okuyucuya.
..............................................

Ahmet Altan'ın Can Yayınları'ndan çıkan İsyan Günlerinde Aşk'ı, Eren Yayınları'nın Osmanlı İmparatorluğu, Mustafa İslamoğlu'nun Denge Yayınları'ndan çıkan Üç Muhammed'i, Ahmed Davudoğlu'nun Küre Yayınları'ndan çıkan Stratejik Derinlik'i, Muhammed Bozdağ'ın  Ruhsal Zeka'sı, Martin Lings'in İnsan Yayınları'ndan çıkan Hz. Muhammed'in Hayatı, Soner Yalçın-Doğan Yurdakul'un Doğan Kitapçılık'tan çıkan Bay Pipo'su 2001'in en çok ilgi gören kitapları arasında.

 

 

 

 

 

 

Ahmet ÜNAL
Zaman Gazetesi, Maarifname 28.09.2001

Zekayı yönetmek yahut yontmak!

Üstün yetenekli yahut süper zekalı çocuklarımızı eğitmeye sistemimiz uygun mu? “Tektip” iyi vatandaş yetiştirmeye şartlandırılmış bir sistemde, ekstra görüşlere yer yoktur.

Çevrenize bir bakın ne kadar zeki bilinen insan varsa, ya sistemden şikayetçidir ya da yeteneğine ve zekasına değer veren bir uluslararası kurumun kanatları arasına girmiştir. Eğitimci Füsun Akarsu, “Üstün Yetenekli Çocuklar/Aileleri ve Sorunları” isimli (EDUSER Yayınları) bir kitap yayınladı.

Kitapta, “Eğitim felsefemiz ve Cumhuriyet tarihi boyunca ortaya koyduğumuz uygulamalar ‘yoksunlukta eşitlik’ anlayışına dayalı, farklılıkları reddeden bir eğitimde fırsat eşitliği kavramını yansıtmaktadır.” deniliyor. Bu alanda bir kanunumuz yok değil. Ancak altyapısı olmayan bir kanunun bir şey çözemeyeceği ortada. Çaresizlikten (!) ‘kaynaştırma’ metodunu kabullenmişiz.

Çağdaş örnekleri de bulunan “kaynaştırma”, çocuğun toplumdan kopuk yaşamasına ve dışlanmasına engel olabilir; ancak arada “kaynayıp gitme” şeklindeki bir alternatif maalesef sadece bize özgü bir savurganlık. Doğulu sistemler genellikle farklı ve üstün olanı, kendi bünyesi içinde “öğütme ve yontma” usulünü benimsemiştir.

Toplum ve dava adına ferdi (bireyi) feda eder. Herkesin “orta zekalı” olduğu bir düzen yeterli görülür. Batılı uygulamalarda ise birey ön plana çıkar. Bireyle birlikte bencilliğin önünde de sınır tanınmaz. Batı felsefesi geldiği son noktada, farklılığı ve zekayı menfaati için kullanmayı tercih etmiştir. Dışarıda kalması halinde zararlı olabilecek veya rakibinin yanına geçebilecek bir yeteneğe, her türlü fırsat verilerek üretmesi teşvik ediliyor.

Bizde henüz, IQ dediğimiz “zihinsel zeka” ile EQ olarak adlandırılan “duygusal zeka”nın farkı bile tam anlaşılamadan, yıllardır “kişisel gelişim” alanında başarılara imza atan eğitimci yazar Muhammed Bozdağ, “Ruhsal Zeka; Başarının Gizemli Boyutu” adıyla bir kitap çıkardı. Bilge Yayınları arasında çıkan kitaba www.ruhsalzeka.com web sitesinden de ulaşabilirsiniz. İlgililerin Türkiye Zeka Vakfı'nın (www.tzv.org.tr) ve bu adreslerin hepsine ulaşabileceğiniz www.maarifname.8m.com sitelerine bakmalarını tavsiye ederiz. Şark kurnazlığı ve Batı teknolojisi bir araya gelince dünyayı nasıl uğursuz bir terör bataklığına sürükleyebileceğini gördük. Şimdi zekayı terbiye edecek ve teknolojiyi insanın hizmetine sunacak yeni alternatifler üretmek zorundayız.

 

 

 

 

 

 

 

 


 
2002-2004© Yüksek Yetenek Adres: PK 892 Ulus Ankara E-Posta: mbozdag@ruhsalzeka.com