|
Muhammed Bozdağ, hayatı,
eserleri, resimleri ve ilgileri...
Düşün ve Başar
Başarının
temel adımları.... Bestseller.


| |
 |
 |
 |
|
 |
|

Büyük Düşünmek:
Düşünceler eylemlere yol açarlar. Eylemler
alışkanlıkların nedenidir. Alışkanlıklarımız bizim karakterimizi, kişiliğimizi belirler.
Karakterimiz ise hayatımızı örgüleyen en önemli nedendir. Herkes
yürüdüğü yolun sonunda var olana ulaşır. Tırmandığınız merdivene b akarak
sonunda nereye yükseleceğinizi anlayabilirsiniz. Dolaysıyla büyük sonuca giden
yol büyük düşünceden başlar.
"Büyük Düşünmenin Büyüsü" isimli kitabında Dr. David J.
Schwartz ilginç bir tespiti aktarıyor. Amerika'da büyük bir şirketin işe alma
bölümüne başvuranların durumu çok çarpıcıdır. Şirketin yılda 10 bin dolar
ödediği işlere başvuranların sayısı, yılda 50 bin dolar ödenen işlere
başvuranların sayısından 50 ile 250 kat fazlaymış. İnsanların çoğu daha ucuz
işlere başvuruyorlar. Bunun anlamı açık: Yola yüksekten başlamaya cesaret
edemiyoruz. |
|
| |
|
|
| |
Hedef Belirlemek
"Nereye gideceğini bilen kişiye yol vermek için
dünya bir yana çekilir." Hangi yönde nereye kadar gidiyoruz? Tam olarak ne
istediğinizi bilirseniz, çevrenizdeki güçler size nasıl yardımcı olacaklarını
bilirler. Zihninize ne yapmak istediğinizi söylerseniz onu yapmak için çalışır.
"Nereye gideceğini bilmeyen gemiye hiç bir
rüzgar fayda vermez." sözü hedefsizliğin gerçek sonucunu ortaya koyuyor.
Ne yapmak istediğinizi bilmiyorsunuz, ama çevrenizde binlerce fırsat rüzgarı
uçuşmaya devam ediyor. Hedefiniz yoksa fırsatları nasıl kullanacağınızı,
yelkenlerinizi ne şekilde ayarlayacağınızı bilemezsiniz.
Kendilerini başarısızlığa mahkum edenler hedefi,
zihinde dolaşıp duran hayallerle karıştırırlar. İsteklerin, dileklerin hedef
olduğunu sanırlar. Sonuçta hedefsizliklerini değil de talihsizliklerini
suçlarlar. Onlara, isteseler neler yapabileceklerini söyleseniz,
inandıramazsınız. Büyük işler başaranların, bunu sadece hedeflerine borçlu
oldukları konusunda ikna olmazlar.
Hedef sahibi olduğunuzda tüm duruşunuz hedefinize hizmet edecektir.
Geçen tüm saniyelerinizde zihniniz hedef üzerinde düşünecek, konuşmalarınızı,
ilginizi ve öğreniminizi hedefiniz belirleyecektir. Böylece dikilen bir ağacın
beslenerek büyümesi gibi, hedeflerle dolu bir zihinde yaşatılan arzular içten
içe inşa olmaya ve yeşermeye devam edecektir. |
|
| |
|
|
| |
Yöntem Belirlemek
Nasıl yapılabileceğini bilseydiniz okuduğunuz kitabı
yazabilirdiniz. "Nasıl?" sorusuna cevap verseydiniz mevcut
arzularınız sizi çoktan kendilerine kavuşturmuş olurdu. Yöntemini
keşfetmediğiniz iş, alsa yapamayacağınız iştir.
Yöntem belirlerken üç farklı alan üzerinde
çalışacaksınız: Yeterli bilgi toplamak, hedefi kesinleştirmek ve hedefi
planlamak. Yeterince bilginiz yoksa nasıl yapacağınızı bilmeyeceksiniz.
Hedefiniz kesin değilse tam olarak onu yapamayacaksınız. Belirsiz hedefler
arasında dolaşıp duracaksınız. Hedefinizi planlamamışsanız merdiveni adım adım
çıkamazsınız. Gittiğiniz yolu kontrol edemezsiniz. Bir adımı ihmal etmek tüm
adımların boşa çıkmasına neden olur. Binanızın direkleri ne kadar güçlü olursa
olsun, temel zayıfsa binanız çökmeye mahkumdur.
Kesin hedefin gerçekleşme ihtimali bulanık hedefe
göre en az yüz defa daha fazladır. Kesin olmayan hedef, uğrundaki binlerce
saatlik emeği boşa çıkarır. Çoğumuzun başaramama nedeni hedefsizliğimiz değil,
ama hedefimizin bulanıklığıdır. Kesinlik: Tam olarak neyi, tam olarak nasıl,
tam olarak nerede, tam olarak ne zaman ve tam olarak ne kadar yapmak
istiyorsunuz? İçlerinde bu sorulara cevap bulmadığınız hedefler uğrunda boşuna
ömrünüzü tüketir misiniz?
|
|
| |
|
|
|
|
Şiddetli İstemek
Başarmak üretmektir. Üretmiyorsanız başarılı
olamazsınız. Her başarının içinde, var olmanın ayrı bir hikayesi yer alır. Tüm
başarıların ortak bir özelliği, içlerinde güçlü arzu barındırmalarıdır. Başarı
büyükse ona yol açan arzu da büyüktür. Ne kadar başarılıysanız o kadar
arzulusunuz.
Herkeste var olan sıradan arzulardan söz etmiyorum.
İstemekten, dilemekten, basitçe ümit etmekten söz etmiyorum. Üzgünüm: Sözünü
ettiğim arzuyu ifade edecek başka bir kelime de bulamıyorum. Burada herkesin
bildiği arzudan değil, çok az insanın bildiği arzudan söz ediyorum.
Kainattaki tüm güç ilişkileri arzu kanuna dayanır. Arzu, manevi gücün
doğduğu kaynaktır. Ne kadar çok arzuya sahip olursanız o kadar güçlü olursunuz.
Yani arzu ne kadar şiddetli ise sonuç o kadar güçlüdür. Bir Batılı düşünür
şöyle der: "Duygularınızın şiddetini bilseydim gelecekte atacağınız
adımların büyüklüğünü söyleyebilirdim." Arzu duygudur ve tüm duygular arzu
duygusunda birleşirler. Arzu, yerine göre sevgi olur, yerine göre nefret olur.
Tüm duygular arzulamakla arzulamamak arasındaki çizgi üzerinde dizilirler. |
|
|
|
|
|
|
|
Cesaretli Olmak
Cesaretiniz varsa izlerinizi uzaklara taşırsınız. Var
olmamız cesaretimize bağlı. Cesaretiniz varsa herkes sizin var olduğunuzu
bilir. Sizi insanların dünyasına sadece cesaretiniz taşır. Cesaretiniz yoksa
kendi iç dünyanıza hapis olmaya mahkumsunuz.
Katıldığınız bir toplantıda aklınızda kimlerin
kalacağına dikkat edin: Kürsüde konuşanlar. Sonra da kalabalık arasında ayağa
kalkıp yüksek sesle soru soranlar. Üzerinden koşarak geçtiğiniz vadide,
kokularını gizleyen çiçekler dikkatinizi çekmeyecektir. Korku içinizdeki
güzellikleri karadelikler gibi yutar, yok eder.
Cesaret gösterebilenler risk üstlenmeye hazır
olanlardır. Şurası kesin: Risk ve sorumluluk üstlenmeyen hiç kimse başarılı
olamamıştır. Alışkın olduğunuz hayat size risksiz gelebilir. Aslında rahatlık
içerisinde daha büyük riskler vardır. Çoğu insan sineğin ısırmasından kaçarken
akreplere yem olur. Bizde "yağmurdan kaçarken doluya tutulmak"
sözüyle kast edilen budur. Değişmekten korkuyorsanız riskten kaçıyorsunuz.
Değişmezseniz gelişmezsiniz. Yanlış yapma riskini göze alamazsanız doğru yapma
cesaretini gösteremezsiniz.
|
|
|
|
|
|
|
|
Hemen Yapmak
Hemen yapan, bulunduğu an içinde yapılabilecek olan
bir iş arar. Bu sayede güçlü birer gözlemci olur. Ankara'da bir ay boyunca
Hızlı ve Etkin Okuma seminerlerine katılan öğrenci arkadaşlara, bulundukları
salonun duvarlarında kaç tane tablo asılı olduğunu sordum. Altı tane tablodan
kimi üçünü, kimi dördünü fark edebilmişti. Bir ay boyunca oturduğumuz salonun
duvarlarındaki resimleri fark edememek ne demektir? Kaderimiz harika fırsatları
her gün çevremizde uçuşturuyor. Onlardan hiç olmazsa birini keşfedebilmek
dikkatli olmamız sayesinde mümkün. Dikkatli olan insan yapacak hiçbir işi
kalmadığında, Barış Manço gibi duvarlarındaki tabloların tozlarını alır,
resimlerin yerlerini değiştirir. Zihnimiz kuşların bedenleri gibi hareketli
olmalıdır.
İniş çıkışlarla dolu bir hayatta yaşadığımızı biliyoruz. Boğuştuğumuz
sorunların biteceği bir günü bekleyerek ömrümüzü tüketirsek hiçbir sorunu
çözemeyiz. Çok ilginç: Acılarımızdan kurtulacağımız günü bekliyoruz, ama
beklemekle hiçbir şeyin değişmeyeceğini de biliyoruz. |
|
|
|
|
|
|
|
Şimdiyi Yaşamak
Tabiatın tüm varlığı şu anda içinde bulunduğu
durumdur: Geçmiş yok olmuştur. Yüz yıl önceki ormanlar şimdi yoktur artık. Yüz
yıl sonra sokakların nasıl bir şekil alacağını da bilmiyoruz.
Varlık geçmişten geleceğe uzanan uzun bir yol
üzerinde seyreder. Bu yol üzerinde canlı ve cansız varlıklar gözükür, arz-ı
endam ederler; sonra kaybolurlar. Her varlığa bu uzun yolda biçilen bir hayat
süresi vardır. Dünya dört milyon yıldan fazla bir süredir var. Bu akış
içerisinde bir çekirge varlığa koşar; bir mevsim boyunca en iyi nağmelerini
sunar tabiata, sonra göçüp gider. Yakamozlar gibidir hayat. Zamanı
hızlandırsaydık, gelenlerin gidişinin su üzerinde parlayan ışık yansımaları
kadar hızlı olduğunu anlardık. Varlığa çıkış o andır. Damlada parlayan ışık
gibi, kainatta bir an görünüp kaybolacağınızı hayal edin. Ne yapardınız? O
saniyecik içerisinde tüm kâinatı tanımak, her şeyi tam o anda yaşamak istemez
miydiniz?
Aslında ne kadar yaşarsa yaşasın, her şey böylesine bir çırpıda çıkar
hayata ve sonra kaybolur. İnsanın yaratılışını düşünün: Bir hücre yaratılır.
Bir saniye geçer, yok olur, bölünür; yerine iki tane hücre yaratılır. Yok olan
bir hücre var olan iki hücrenin çekirdeği olmuştur. Bazı bakteriler de bir
saniye yaşayıp, yerlerine yenilerini bırakarak ayrılırlar bu hayattan. Tüm
varlık aynı süreci yaşar. Bitki ölür, yeni mevsimde yavrularına kaynaklık
yapacak tohumlarını bırakır. Bir örümcek ölür, bedeni onun yerine gönderilen
yüzlerce yavrusuna besin olur. İnsan ayrılır yeryüzünden, bedeni bir çiçeğin
vücudunda dirilir. Ruh büyük diriliş gününde, yeni bedeninin çekirdeği olmak
için ebedi alemin açılacağı dört mevsimi bekler. |
|
|
|
|
|
|
|
Mazeretlerden Kurtulmak
Kaderin karıncaların karşısına çıkardığı zorluklar
bizim karşımıza çıkardığı zorluklardan küçük değildir. Her yağmurda evleri
başlarına yıkılan karıncalar vazgeçmezken biz hangi deprem yüzünden
vazgeçeceğiz? Yükselmek istiyorsak, bunu başarmak bizim elimizde. Alçaklara
inmeyi de biz başarırız. Hem de ne maharetle...
Başaranların hiçbir bahanesi yoktur. Bahanenin
"var" olduğu yerde başarı "yok" olmaya mahkumdur. Hiç kimse
bahaneyle birlikte yükselmeye devam edemez. Çünkü bahane bulduğumuz anda teslim
oluruz. Bahane varsa mücadele yoktur. Bahane bulursanız en küçük başarılarınızı
bile yok edebilirsiniz.
Cesaretle üzerine gittiğiniz korku, korku içinde sizden kaçacaktır.
Kendisinden kaçtığınız cesaret, cesaretle özerinize korku salacaktır.
Hendeklerin üzerinden atlayamayan develer dağları zapt eden komutanların bineği
olarak ün salmamıştır. Yüksekten korkan uçamaz, kılıçtan korkan galip gelemez.
Ölmekten korkan yaşayamaz. Hastalığa göğüs geremeyen sağlığın huzurunu
yaşayamaz. Şimdi dağlarda yuva yapan kartallar bir zamanlar oraya
"uçma" zahmetine katlanmışlardı. Dağlara çıkmak için en azından
taşların üzerinde yürümeye mahkumuz. |
|
|
|
|
|
|
|
Eseri Tamamlamak
Pek çok insan hayatında devrim yapacak bir
sıçrayışın tam ucuna gelir. Birazcık daha dayansa kendisini zirvede bulacaktır.
Ama tırmanmayı bırakır. Bir adım daha atamamak, atılan binlerce adımın yok
olmasına neden olur.
Başarının olmazsa olmaz kuralı
"yapmak"tır. Yapmayı anlamlı kılan bir kural vardır: Bitirmek.
Bitmeyen iş yapılmamış iş gibidir. Hepimiz yüzlerce defa teşebbüste bulunduk.
Aramızda binlerce insan başarının tam ucundadır. Sadece birazcık daha ısrar
etmeye ihtiyacımız var.
Zaten çalışmıyor musunuz? Zaten hayatın yükü omuzlarınızı ezmiyor mu?
Zaten büyük çabalar içinde değil misiniz? Bir tek fark yapacaksanız hayatınızda.
Bu fark tüm hayatınızı farklılaştıracak. Bu fark sayesinde sandığınızdan daha
güçlü olduğunuzu göreceksiniz. Devleşmiş insanlar gibi dahileşebileceğinizi
anlayacaksınız: Bitirmek. Başladığınız bir işi bitirinceye kadar devam etmek;
başarı budur. |
|
|
|
 |