Merkez||Kalıplar Bizi Sınırlıyor||Hizmet Şahıslarla Yürür||Beyin Yorulmaz mı?||Altşuurun İkna Edilmesi||Dünya-İnsan Kovalamacası||Kazanmanın Anahtarı Şükürdür||Şefkat Nedir?||Hedefinizi Nasıl Tanımlarsınız?||Hedefe Kilitlenmenin Yolu||Şuuraltının Şimdi Zamanı||Erdoğan Özdemir Tezkeresini Aldı||İki Düğün ve Üç Ölüm||Hayatın Israfı:Tembellik
Dünya bazen insanları hayattan bıktırır, derin ıstıraplara boğar. Yaşamaya küsmüş bir yığın insan vardır çevremizde.
Yüzleri soluktur onların. Gülemezler. Kötü görünmemek için çevrelerine yansıttıkları “gülümseyişlerinin” altında gözlerinden acı ıstıraplar dökülür. Ve dertleri kendi içlerindedir. Dış yüzlerinin durağanlığının aksine iç dünyaları kar ve çamur yığıntıları arasında eziktir; bitmek bilmez fırtınalarla savrulur, anaforlarla döner dururlar.
Dünyaya uzattıkları elleri koparılmıştır. Ruhlarının dağlar altında ezilmişliğini görmeye dayanamazsınız . Suphanallah... İnsan kendi elleriyle yüklendiği bu kadar ağırlıkları çekebilecek kadar dayanıklı mı yaratılmış?..
Geçenlerde İnebolu’nun fedakar insanlarından muhterem Rasim Sürav’ın huzur verici öğütlerini dinledim. Bediuzzaman’ın kahraman talebesi merhum M.Feyzi Pamukçu’dan güzel bir söz nakletti: “Dünyanın peşinden gitmedim. Dünya benim peşimden geldi.”
Dünya, peşinden koşmayanların peşinden koşarmış; peşinden koşanları da süründürürmüş ardından. Şu dünyaya ve hayata küsen insanlar farkında olmadan “dünya” ve “dünyalıklar” peşinde koşan insanlar olmasın...
Dünyayı elde edemeyenler ellerinden gelse dünyayı bir kaşık suda boğmak isterler. Halbuki ancak Allah’a kul olana esir olur dünya. Dünyaya kul olanı da esir gibi kullanır,ezer.
Ne güzel söylemiş Peygamber(asm): “Sen dünyada sanki garip imişsin veya yolcu imişsin gibi bir halde bulun.” Şu dünya kalplerden sökülüp atılabilseydi. Mecnun Leyla’nın peşinden koşmayı bırakabilseydi. Gerçekte sevilmeye layık olanlar kalplerini Allah sevgisinde fani edebilenlerdir. Sevilmeye layık olabilenin sevgisini kazanmak için çırpınır dünya. Dünyayı terk eden böyle bir sevgilinin ardından da gözyaşı döker, suskunlaşır, garipleşir.
Garip olduğunu bilen yolcunun kalbi ebedi mekanına doğru ilerler. O zaman Jordan’ın dediği gibi “Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için dünya bir yana çekilir.”
Ya yaşamaya küsmüş,gülemeyen soluk yüzlü insanlar...İnleyişleri acı verici. Gönülleriyle garip bir yolcu olmayı kabullenmeyişlerine karşılık zorla, işkenceyle garipleştiriliyorlar.
Bu zamanda dünyanın peşinden gitmemek zor. “İnsan ruhundan dünyaya açılan menfezler” çok büyük. Akıntısına kapıldıkları sel, topyekün “dünyeviliğe” taşıyor insanları.
Çare yine insanlarda gizli. “Dünyanın peşinde gitmedim. Dünya benim peşimden geldi.” Sözünde gizli. Dünyanın peşinden gitmek kalbin önce dünyaya ve içindekilere çevrilmesidir. Dünyanın peşinden gitmemek ya da dünyadan kaçmak sözüyle “dağdaki bir mağaraya sığınıp yaşamayı” kastetmiyoruz. Mağara da dünyadandır.
Dünyadan kaçan ,önce Allah’a koşan ve Allah’a sığınan kimsedir. Allah’ı seven elbette dünya ve içindekileri de sever. Çünkü Allah’ın sevgisine mazhar olan dünyanın da sevgilisi olur. Böylesi zor mu geliyor. Gülemeyen, hayata küsmüş,soluk yüzlü bir insan olmak,ruhları dağlar altında ezmek,kalpleri ihanetlere açmak daha mı kolay? Biz nedense yas tutmasını seven bir milletiz. Çoğu zaman ikincisini seçiyoruz.
©Yüksek Yetenek Muhammed Bozdağ 1999