Yüksek Yetenek: Seminer, Kitap, Makale, Deneme, Şiir

Merkez||Kalıplar Bizi Sınırlıyor||Hizmet Şahıslarla Yürür||Beyin Yorulmaz mı?||Altşuurun İkna Edilmesi||Dünya-İnsan Kovalamacası||Kazanmanın Anahtarı Şükürdür||Şefkat Nedir?||Hedefinizi Nasıl Tanımlarsınız?||Hedefe Kilitlenmenin Yolu||Şuuraltının Şimdi Zamanı||Erdoğan Özdemir Tezkeresini Aldı||İki Düğün ve Üç Ölüm||Hayatın Israfı:Tembellik

Yüksek Yetenek: Deneme YazılarERDOĞAN ÖZDEMİR TEZKERESİNİ ALDI

Fedakar dostum, Erdoğan Özdemir ve huri safiyetindeki genç hayat arkadaşı... Son zamanlarda şahit olduğum en hazin ayrılıkla bizi terk edip gittiler. Özdemir askerlik tezkeresini aldığı gün dopdolu yaşadığı dünya tezkeresinin de kendisine verileceğini ve ebedi hürriyetine kavuşacağını bilemezdi.

Burdur’un Salda gölünde Şehitlik olarak tanımlanan hazin bir kaza birbirini kurtarmak isteyen ikisini birlikte aldı. Allah’a kavuşmak isteyen iki dost için, Allah’ın huzuruna giderken bile birbirinden ayrılmamak ne büyük rahmettir.

Uzun zamandır bir ölümün ardından bu kadar gözyaşı dökmemiştim. Yetimliği tadan iki insanın geride bıraktığı küçücük bir çocuk. Sevgili Peygamberimiz de(asm) dünyaya gelmeden önce babasından , küçücük bir çocukken validesinden ayrılmıştı. Allah’ın rahmeti ne büyüktür.

Erdoğan Özdemir benden birkaç yıl öncesinin kuşağındandı. Üniversiteye yeni başladığım yıllarda Ankara’nın Tandoğan semtinde birlikteydik. Üzerinde ayet ve hadisler yazılı olan levhalar satıyordu. Çoğu zaman satışa çıkmıyor, evde oturarak saatlerce bıkmadan Risale-i Nur okuyor, imanının inkişafı için çırpınıyordu.

Memuriyet hayatına atıldı. İçişleri Bakanlığı, T.B.M.M. ve Çevre Bakanlığı çizgisinde yükseldi. Kısa sürede yüzlerce insanın sıkıntılarının çözümüne yardımcı oldu, sevildi.

Bütün ruhu ve bedeniyle ihlas ve heyecan doluydu. T.B.M.M. ve Çevre Bakanlığında görev yaptığı dönemde kendisiyle sık sık sohbet ediyorduk. İnsan psikolojisi, terör, Türkiye’nin ve İslâm dünyasının istikbaliyle ilgili konularda sürekli görüşüyor; yayınlanan yeni kitapları ve içerdikleri fikirleri konuşuyorduk. Hatta askere gittikten iki gün sonra “İnsan -Yönetim-Başarı” konulu kitap çalışmasından özet bir yazı gazetemizde bir kaç gün boyunca tefrika edilmişti. Onun neşesiyle neşeleniyor, onunla birlikte hizmet planları yapıyorduk.

Erdoğan Özdemir sonunda çoğu dünyevi sıkıntıları aştı. Güzel bir çocuğu, tertemiz ve mutlu bir aile hayatı vardı. Dünyevi refah önüne açılmıştı. Bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamak üzereydi. Askerliğini yapmak üzere Burdur’a gittiği iki aylık süreden beri kendisinden bir haber alamamıştım. Sonunda kısa dönem askerliğini bitirerek tezkere aldı. Ailesine kavuşmanın sevincini tattığı o günde dünya hayatının tezkeresinin kendisine verileceğini bilemezdi. Hangimiz en sevinçli günümüzde ebedi saadet mekanlarına yolculuğumuzun başlayacağını bilebiliriz?

İnsan bir yolcudur. Yolculuk ise alem-i ervahtan, rahm-ı maderden, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, sırattan geçer bir uzun sefer-i imtihandır.” İnsan kendisini dünyadan çabuk gidecek muvazzaf bir asker telakki etmelidir. Elde etmek uğrunda bütün kalbini dünyaya veren insanlardan kim dünyaya ait bir şey götürebildi?

Ben de zenginliğin, mutlu bir ailenin ve dünyevi refahın hayalini kuranlardanım. Önüne açılan saadet sarayları karşısında Erdoğan Özdemir sık sık arayıp hatırını sorduğu bu karanlık dünyada kalan biz dostlarını unutmuştur bile. Onun bizden ayrılması ona acı gelmez. Ama biz hasretiyle boğulduğumuz bir ayrılığın hüznüyle doluyuz. Haberini duyduğumda sanki ölen bendim ve uğrunda çırpındığım bütün fani hayallerim ayaklarımın altında çırpınıyordu.

Onun en candan dostları...Yaşar Bey, Ahmet Bey, İbrahim Bey ve diğerleri... Siz onun için böyle bir sonu hiç düşünmüş müydünüz? Kendiniz için düşündünüz mü? Ben kendim için düşünmemiştim.

İşte ebedi aleme bakmayan yüzünde bütün değersizliğiyle dünya ve bütün değeriyle ahiret. Ben çok sevdiğim arkadaşımdan ayrıldığıma değil, gafletime ağlıyorum. Ona elbette yakında bütün dostları gibi ben de kavuşacağım. Ama biliyorum iki gün sonra unutacağım, diğerleri de unutacak. Şimdiye kadar hep böyle yaptık. Oysa peygamberimiz(ASM) “Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz.” Buyuruyor.

Erdoğan Özdemir’in ve fedakar eşinin rahmet-i ilahiyeye layık olduklarına şahidim. Yaratıcımız, ruhlarını engin rahmetinde mahfuz kılsın.

©Yüksek Yetenek Muhammed Bozdağ 1999